Türkçe English

Dr. Yasemin Bradley’le Reçetesiz Hayat

Dr. Yasemin Bradley, Asırlık Çınarların Uzun Yaşam Sırlarını Ekranlara Getiriyor.

Amerika'dan Çin'e, Rusya'dan Avrupa'ya dünyanın saygın bilim adamlarının yer aldığı pek çok uluslararası sempozyuma katılıp sağlıklı ve doğal yaşam konusunda konferanslar veren Dr. Yasemin Bradley, Anadolu'yu il il gezerek, uzun ve kaliteli bir ömür süren asırlık çınarların sırlarını TRT Haber’de izleyicilerle paylaşıyor…

Haftada bir olarak yayınlanan Reçetesiz Hayat programını hazırlayıp sunan Yasemin Bradley, doğal ve sağlıklı beslenmenin kaliteli bir ömür sürmekte ve hastalıklara karşı korunmakta giderek daha da önemli hale gelmeye başladığını söylüyor. Bradley “Bu programda, Anadolu'nun şifa ve sağlık kaynağı bitki ve diğer otantik besinlerine dikkat çekmek ve insanların nasıl doğal ve sağlıklı beslenebileceklerini örnekleriyle uygulamalı olarak göstermek istedim” diyor.
 

‘Reçetesiz Hayat’ fikri nasıl doğdu?

Bundan yaklaşık on yıl önce Küba’da tatildeyken televizyonda bir röportaj dizisine rastladım. Baktım yüz yaşını geçmiş, doksanın üzerindeki insanlarla röportajlar var. Bunların bir kısmı bypass geçirmiş, kimi ölümcül hastalıklar atlatıp, hayatına gayet sağlıklı bir şekilde devam ediyor. Bu insanların bir takım ortak özellikleri vardı; hayata sımsıkı bağlı olmaları, başlarına gelenin üzerinden hızlı bir şekilde geçmeleri, yani kendilerini çabuk iyileştirmeleri, hayata gülümseyerek bakmaları gibi. “Ben de böyle bir program yapabilirim” dedim. Bu on yıl öncesinin fikriydi açıkçası, şimdi gerçek oldu. Anadolu’nun pek ayak basılmamış köylerine gidiyoruz ve bu benim çok hoşuma gidiyor. Hem bilimsel açıdan çok şey öğretiyor, hem de ülkemi daha iyi tanımamı sağlıyor. Hedefimiz uzun ve sağlıklı yaşamış 85 yaş üzerinde, önemli bir sağlık sorunu olmayan, hayata bağlı, insanları bulup onlarla konuşmak. Bu kişiler bize çok güzel rol model olabilecek insanlar. Onların yaşam tarzlarından biz de sağlıklı bir hayat için kendimize bazı hisseler çıkartabiliriz. Artı bize pozitif bir ivme kazandırırlar diye düşünüyorum.


İlk tepkiler nasıl?

Programla ilgili olumlu tepkiler aldık. Bence bunda  ekibimizin birbirine çok bağlı olması, eğlenerek çalışmamız ve Anadolu insanının çok güler yüzlü, esprili ve dışa dönük olması etkili oluyor.  Şehrin insanları yani biz, pek böyle değiliz. Şehre gelen insan kapanıyor ve birbirinden uzaklaşıyor. İnsanlar yan dairede oturanı bile ya tanımıyor ya meta olarak görmeye başlıyor. Halbuki küçük yerlerde yaşayanlar son derece güleç, cana yakın, birbirleriyle iyi ilişkiler içerisinde.


Bugüne kadar nereleri dolaştınız?

Program henüz çok yeni olduğu için şimdiye kadar Çanakkale, Gelibolu’nun dağ köyleri, Bozcaada, Bolu, İstanbul Kemerburgaz’ın köylerine gidebildik. Ama amacımız tüm Anadolu’yu dolaşabilmek. Onun için çevresindeki sağlıklı, uzun yaşamış yaşlı insanları haber vermek isteyenler, “yaseminbradley@gmail.com” adresinden bize ulaşabilirler.


Bu haliyle “Reçetesiz Hayat” diğer sağlık programlarına pek benzemiyor.

Evet. Bir kere Reçetesiz Hayat hem sunumu hem içeriğiyle eğlenceli bir program. Sadece yaşlılarımızla röportajlar yapmıyorum aynı zamanda şimdiye kadar beslenme ve diyet alanında edindiğim bütün birikimleri de burada dile getiriyorum. Zaman zaman hafif ve sağlıklı yemek tarifleri veriyorum.


İlginç hikayelere rastlıyorsunuzdur mutlaka...

Beni hala çok gülümseten olaylar var. Örneğin Bolu’da Büyükberk köyünde yaşayan Ali Dede 103 yaşında ve bisiklete biniyor. Rampa yukarı beni bisikletle yukarı çıkarttı. Korktum, yaşlıdır yormayayım diye bisikletin selesinden indim. Bana aynen şöyle bağırdı “Kız gelsene niye binmiyorsun?”. Bir de Sütlüce’nin bir dağ köyünde 100’ün üzerinde bir teyzeyle tanıştım. Teyzeyle aramızda bir aşk doğdu. Rahmetli anneanneme benzettim ve benden ayrılmak istemedi. Giderken camımı tıklattı, herhalde beni kimsesiz zannetti “Annen var mı senin kızım?” dedi. Ben “var” deyince içi rahatladı yüzü güldü, el salladı. Yine Çanakkale taraflarında bir köyde 93 yaşındaki bir amca “Bir oğlağı sopaya takıyordum, çeviriyordum ateşin üzerinde, valla yarısını yiyordum gençliğimde” demişti. Genel geçer tıp kavramlarıyla çelişen bazı noktalar da oluyor açıkçası, beni gülümseten ve hayretle baktığım.


“Eski toprak” dediğimiz Anadolu’da yaşayan bu uzun ömürlü insanlarımızın sağlık sırları ne sizce?

Az yiyorlar, çok hareket ediyorlar ve kendi yetiştirdikleri ürünlerle besleniyorlar. Bir de benim gördüğüm kadarıyla hayata gülümseyerek bakan insanlar, problemlere takılıp kalmayanlar daha uzun ömürlü oluyorlar. Örneğin uzun yaşamış bir amca “Her bayram ben kendime bir kıyafet alırım” dedi. Ülkemizde çoğu emekli artık kıyafet almaktan vazgeçer. Bir tıp doktoru olarak şunu söyleyebilirim; insanlar yaşamak isteyince sanki beyin bir şekilde onları yaşamaya programlıyor. Hayattan vazgeçtiğinizde de sanki şalteri kapatıyor. Bence hayatı sevmeli ve sevilir hale getirmeye çalışmalıyız.


Her bölgenin kendine ayrı uzun yaşam reçeteleri var mı?

Tek bir beslenme şekli yok. Ayrıca insanların tavırları da bölgelere göre değişmeye başlıyor. Karadeniz insanı daha neşeli ve esprili. İç Anadolu’da biraz daha farklı olabiliyor. Gerçekten şehir insanından çok farklı Anadolu insanı. Çok daha açık, esprili, güleç ve tencere yemeği yedikleri için de daha sağlıklılar. Evet, daha yağlı yiyorlar ama çok daha sağlıklı ve doğal besleniyorlar. Bence uzun yaşamalarının en büyük nedeni aşırı mental stres olmaması. Ayrıca az yiyorlar, çok hareket ediyorlar ve kendi ürünleriyle besleniyorlar. Bir de inançlı insanlar, inanmak insanları uzun yaşatıyor. Allah’ın onlara bu kadar uzun bir ömür bahşettiğine inanmış insanlar.


Bu arada siz bir doktor olarak gündemden hiç düşmeyen farklı türdeki diyetler için ne düşünüyorsunuz?

Çok diyet var ama işe yaramıyor. Diyetler işe yarasa zaten bütün diyetlerin neredeyse çıkış kaynağı olan Amerika’da insanların yüzde altmışı şişman olmazdı. Ve bu kadar insan diyetisyenlerin kapısını tekrar tekrar aşındırmazdı.  “Diyet” sözcüğünü insanlar ceza olarak algılıyor ve caza olarak algıladığınız şeyi uzun zaman yapmanız zor. Benim düşüncem doğru olan, kendi bünyenize uygun, sağlıklı bir kiloda kalabileceğiniz bir programı aşırı yemeden uygulamak ve hayatınızı sürdürmek.


Genelde uzmanlık alanı olmamasına rağmen sağlık programı yapan veya diyet önerilerinde bulunup kitap yazan kişiler var. Bir uzman olarak bu konudaki düşünceleriniz nedir?

Çok okuyan toplumlarda böyle insanlara medyada yer yok. Ama halkın naif olduğu, çok fazla kitaba ilgi duymadığı toplumlarda, bizim ülkemizde olduğu gibi, böyle insanların kalkınma şansı ne yazık ki çok daha artıyor. Genelde ben üniversite hocalarıyla bir araya geldiğim zaman özellikle televizyona çıkmaları ve konuşmaları için teşvik ediyorum. Bu değerli insanlar ekrana çıkmadıkları zaman bir takım şarlatanlar yükselebiliyorlar. Burada halkımızın da uyanık olması lazım.


Pekiz siz formunuzu nasıl koruyorsunuz?

Ben de herkes gibi zaman zaman tatile çıktığım zaman yiyip bir iki kilo alıyorum. Sonra döner dönmez hemen kendi programıma devam ederim. Çok fazla tatlı yememeye çalışıyorum, yoğurdu çok severim, tatlı olarak balı tercih ediyorum. Az yiyorum, haftada en az dört beş kere bantta 45 dakika tempolu yürüyorum.  Böyle kalabilmenin bir bedeli var ve ben bunu ödüyorum.

Ekim 2012, 1

Kategoriler

Nisan 2014 Sayısı Yayında !